Yunuslar; Denizdeki Dostlarımız - Tehditler PDF Bu içeriği arkadaşına gönder
Yazar Özgür Keşaplı Didrickson   
İçerik Sayfaları
Yunuslar; Denizdeki Dostlarımız
Yunuslar ve akrabaları
Denizdeki yaşama uyum
Yankı yardımıyla yön bulma
Sudaki huzursuz uyku
Derinliklerde yaşam
Denizlerimizdeki yunuslar
Tehditler
Siz neler yapabilirsiniz?
KAYNAKLAR
Tüm Sayfalar

Tehditler

Tüm dünyada olduğu gibi bizim sularımızda da yunus ve balinalar yaşam alanı kaybı, kirlilik, ses kirliliği, deniz trafiği, iklim değişikliği, balıkçı ağlarına takılma ve kasti öldürme gibi tehditlerle karşı karşıyalar.

Ancak ne yazık ki bizim sularımızda yaşayan deniz memelileri, Akdeniz ve özellikle Karadeniz'in kapalı, yarı kapalı konumu, özellikle kıyı alanlarındaki insan yoğunluğu ve faaliyetleri yüzünden bu tehditleri oldukça ciddi bir şekilde yaşıyorlar. Dünyadaki ticari deniz taşımacılığının %15 'i ile gemilerle taşınan petrolün % 30'u Akdeniz'den geçiyor. Ayrıca çok büyük miktarda şehirsel atığın arıtma işlemi görmeden bu denizimize döküldüğü biliniyor. Açık denizlerle çok sınırlı bağı olan Karadeniz ise dünyanın en kirli denizlerinden biri. Avrupa'nın yaklaşık 3/1'i tüm atıklarla birlikte Karadeniz'e dökülüyor.

Yunus ve balinalar besin zincirinin üstünde yer aldıkları için biyolojik birikme sonucu kirlilikten ciddi şekilde zarar görüyorlar. Uzun ömürlü canlılar olmaları da bu olumsuz etkiyi çoğaltıyor. Kirleticilerin yunus ve balinaların üreme ve bağışıklık sistemine uzun süreli zarar verdikleri birçok araştırmayla kanıtlanmış.

Akdeniz ve Karadeniz'in sularının yenilenmesi sınırlı denizler olması, iklim değişikliğinin deniz sıcaklığını, tuzluluğunu ve kimyasalların ve besinlerin hassas dengesini değiştirerek yarattığı tehdidin de sularımızda daha ciddi boyutlara ulaşabileceğine işaret ediyor.

Tüm bu tehditler ve bu tehditlerin bir araya gelerek yarattığı olumsuzluklar denizlerimizdeki türlerin devamı için ciddi bir risk oluşturuyor. Ancak kıyı türleri ve açık deniz türleri için tehditlerin yarattığı risk derecesi farklılık gösterebiliyor. Örneğin afalina ve mutur, kasti öldürme, kirlilik gibi kıyılarda yoğunlaşan tehditlerden daha çok etkilenirken daha çok açık denizlerde görülen tırtak ve çizgili yunus balıkçı ağlarına takılarak boğulma, kirlilik, avlarının azalması, iklimsel değişim, rahatsız edilmeleri gibi tehditlere karşı daha hassas durumda.

Tutsak YunusTutsak bir Afalina, Özgür Keşaplı DidricksonBu tehditlerin yanı sıra afalinalar ne yazık ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de gösteri havuzları endüstrisi yüzünden de tehdit altındalar. Ne yazık ki ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın talihsiz bir izni ile 30 kadar afalina bu merkezler için canlı avlanmıştır. 12 afalina ise Japonya'da canlı avlandıktan sonra ülkemize getirilmiştir.

Tehditlerin ortadan kalkmaması, azalmaması durumunda türlere veda bile edebileceğimizin en somut örneği 2006 yılında yaşandı. Bilim insanları 6 haftalık bir kapsamlı araştırma sonrasında 20.yüzyılın ortalarından beri tehlike altında olan Yangtze nehir yunusunun (Lipotes vexilifier) ya da diğer adıyla Baiji'nin soyunun tükenmiş olduğunu açıkladılar. Balıkçılık faaliyetleri en başta olmak üzere kirlilik, taşıtların neden olduğu ölümler gibi insan kaynaklı nedenler yüzünden tehdit altındaydı Baiji. Bu yüzden ne yazık ki kitapların donuk resimli "tükenmiş türler" sayfasında insan etkisi nedeniyle yok olan ilk yunus olarak yerini aldı. Bu yokoluşun yaklaşık 350 milyon insanın etkileşim içinde olduğu, dünyanın en kirli nehirlerinden Yangtze'de gerçekleşmesi, dünyanın en kirli denizlerinden Karadeniz'e kıyısı olan bizim için aslında çok uyarıcıydı. Bu yokoloşun uyarıcı ve hüzünlü olan bir diğer yönü ise Baiji'nin Çin kültüründeki özel yeri. Baiji Çin'de Yangtze tanrıçası olarak biliniyormuş! Efsaneye göre sevmediği bir adamla evlenmeyi reddettiği için babası tarafından boğulan bir prenses Baiji olarak yeniden doğmuş! 20 milyon yıl varlığını sürdürmeyi başarmış olan Baiji böylelikle ne yazık ki sadece yeryüzünden değil Çin'in kültüründen de silinmiş oldu. Doğanın tüm kültürler üzerinde önemli etkisi var. Bu yüzden kültürümüzü korumak için bile doğayı korumalıyız.

Günümüzde tükenme tehlikesine en yakın olan setase ise bir tür mutur olan Vaquita (Phocoena sinus). Meksika'da, Kaliforniya Körfezi'nin kuzey ucunda yaşayan bu tür en dar yayılımlı ve en küçük setase türü olarak kabul ediliyor. Vaquita'nın da birincil sorunu balıkçılık faaliyetleri ile ilgili. Ve az görülen türler gibi Vaquita da yerel halkın gözünde mitolojik bir karakter. Vaquita'yı yitirirsek evrensel kültürümüz biraz daha eksilmiş olacak.

Ya bizim sularımızdaki yunus ve balinalar? Onlar yiterse bizim kültürümüzden hiçbir şey eksilmeyecek mi?